İçeriğe atla
Altıncı Kısım — Primler ve idari para cezalarının terkin ve zamanaşımı · Dördüncü Bölüm — İdari para cezalarında zamanaşımı

2020/20 sayılı Genelge Başlık 1.2İdari para cezalarında tahsil zamanaşımı süresi

İdari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi, belgenin/beyannamenin, işverenlerce kendiliğinden verilip verilmediği veya mahkeme kararlarına/denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan tespitlere/kamu kurum ve kuruluşlarından alınan yazılara istinaden işverenlerce veya Kurumca re’sen düzenlenip düzenlenmediği üzerinde durulmaksızın, tebliğ edilen idari para cezasının yasal ödeme süresinin son gününde geçerli olan kanun hükümlerine göre tespit edilecektir.

1.2.1- Yasal ödeme süresinin son günü 30/9/2008 veya önceki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi 506 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesinde 6/8/2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4958 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önce, idari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi gerekmekte idi. Ancak 506 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesinde 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda idari para cezalarının ödeme süresi tebliğ tarihinden itibaren 15 güne çıkartılmıştır.

Buna göre, - 5/8/2003 veya önceki bir tarihte tebliğ edilmiş olan idari para cezalarında yasal ödeme süresi, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün, - 6/8/2003 veya sonraki bir tarihte tebliğ edilmiş olan idari para cezalarında yasal ödeme süresi, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün, olarak dikkate alınacaktır.

Bu bağlamda, yukarıda belirtilen süreler dikkate alınmak suretiyle idari para cezalarının ödeme süresinin sona erdiği tarihin, - 7/12/1993 veya önceki bir tarihe rastlaması halinde, tahsil zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu hükümlerine istinaden, ödeme vadesinin sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren on yıl, - 8/12/1993 ila 5/7/2004 tarihleri arasına rastlaması halinde, tahsil zamanaşımı süresi, 6183 sayılı Kanun hükümlerine istinaden, ödeme vadesinin sona erdiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl, - 6/7/2004 ila 30/9/2008 tarihleri arasına rastlaması halinde, tahsil zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu hükümlerine istinaden, ödeme vadesinin sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren on yıl, olarak dikkate alınacaktır.

Diğer taraftan, idari para cezalarının tahsil zamanaşımında, tahakkuk zamanaşımında olduğu şekilde lehe olan hükümlerin uygulanması gibi bir durum söz konusu değildir.

1.2.2- Yasal ödeme süresinin son günü 1/10/2008 veya sonraki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi Yasal ödeme süresinin son günü 1/10/2008 veya sonraki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre idari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmesi gerekmektedir. Yasal ödeme süresinin son günü 1/10/2008 veya sonraki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi, 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir.” hükmüne istinaden, ödeme süresinin dolduğu onbeşinci günü takip eden takvim yılı başından itibaren on yıl olarak dikkate alınacaktır.

Örnek 1-17/4/2017 tarihinde sigortalı çalıştırmaya başlayan, ancak işyeri bildirgesini yasal süresi dışında Kuruma veren işveren hakkında uygulanan idari para cezasının, 25/5/2017 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, idari para cezasının ödeme süresi 9/6/2017 tarihinde sona ermektedir. Dolayısıyla, bahse konu idari para cezasına ilişkin on yıllık zamanaşımı süresi 1/1/2018 tarihinde başlayıp 31/12/2027 tarihinde sona erecektir.

1.2.3- Ölüm halinde idari para cezaları hakkında yapılacak işlemler Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunda idari para cezalarının amme borçlusunun ölümü halinde terkin edilip edilmeyeceği hususunda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38 inci maddesinin altıncı fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır.

Anayasanın bu hükmü ile şahısların işledikleri idari veya adli suçlara istinaden gerek adli, gerekse idari merciler tarafından verilen cezaların yalnızca o kişiye yönelik olarak infaz edilmesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır.

Diğer taraftan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun;

- ‘Ceza sorumluluğunun şahsiliği’ başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” - ‘Sanığın veya hükümlünün ölümü’ başlıklı 64 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır.

Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.” hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 96 ncı maddesinde de 5237 sayılı Kanunun 64 üncü maddesine paralel hüküm yer almakta idi.

Bu itibarla, Anayasanın 38 inci maddesi hükmü ile mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer verilen hükümler karşısında, cezaya muhatap kişinin ölümü halinde mahkemeler tarafından verilen adli para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi gerekmektedir. Ancak, yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının infazı gerektiğinden, bu tutarlar gerek terekeden gerekse mirasçılardan tahsil edilecektir.

İdari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda, cezaya muhatap olan kişilerin ölümü halinde, idari para cezalarının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm bulunmaması nedeniyle, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen "Cezaların Şahsiliği" ilkesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 20 nci maddesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi icap etmektedir. Bu bağlamda, 5510 sayılı Kanun uyarınca uygulanan idari para cezasının borçlusu olan gerçek kişi işverenin ölümü halinde, bu amme alacağının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmadığından, kendisine idari para cezası uygulanan amme borçlusunun ölümü halinde, bu alacağın (borçlunun mirasçılarından takip edilmeksizin) tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna karşın, tüzel kişilere yönelik olarak verilen idari para cezalarının tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilememiş olması nedeniyle, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibe geçilen sorumlu tutulan ortaklar ve/veya kanuni temsilcilerin ölümü halinde, cezaya tüzel kişiliğin muhatap olması nedeniyle, mirası reddetmemiş mirasçılardan bu alacakların takibine devam edilecektir.

Kaynak: 2020/20 sayılı İşveren İşlemleri Genelgesi · tablo ve örnekler PDF'ten metne dönüştürüldü, düzeni bozuk olabilir · metin kontrolü 07.10.2026

Bu başlıktan sorular

Bu maddeye dayanan 6 çözümlü soru var. İlk 3 tanesi kayıt gerekmeden burada.

1
25/5/2017 tarihinde tebliğ edilen bir idari para cezasının ödeme süresi 9/6/2017'de sona ermektedir. Bu cezanın tahsil zamanaşımı nasıl hesaplanır?
Ödeme süresinin son günü 1/10/2008 sonrası olan cezalarda tahsil zamanaşımı, 93 üncü madde gereği on beşinci günü izleyen takvim yılı başından itibaren on yıldır (Genelge 6/4/1.2).
2
5510 sayılı Kanuna göre idari para cezası uygulanan gerçek kişi işveren ölmüştür. Genelgeye göre hangisi doğrudur?
Anayasanın 38 inci maddesi ve TCK md. 20 gereği gerçek kişi işverenin ölümü halinde idari para cezası mirasçılardan takip edilmez; tüzel kişiye verilen cezalarda ise sorumlu ortağın mirasçılarından takip sürer (Genelge 6/4/1.2).
3
Tüzel kişiye verilen idari para cezasının şirket varlığından tahsil edilememesi üzerine 6183 sayılı Kanuna göre sorumlu tutulan kanuni temsilci ölmüştür. Ne yapılır?
Cezanın muhatabı tüzel kişilik olduğundan, sorumlu tutulan ortak veya kanuni temsilcinin ölümü halinde takip mirası reddetmemiş mirasçılardan sürdürülür (Genelge 6/4/1.2).
Bu konudan daha fazla soru çöz →