2024/12 sayılı Genelge Başlık 10.1Limited şirket ortaklarının sorumluluğu
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde, "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya
kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri
oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir
öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar
olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen
sorumlu tutulur." hükmü yer almaktadır.
Bu madde hükmüne göre limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil
edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan Kurum alacağından dolayı sermaye hisseleri oranında
doğrudan doğruya sorumlu tutulmuş olup 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilirler.
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe
geçilebilmesi için Kanunun 54 üncü ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip
muameleleri sonucunda Kurum alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil
edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde;
Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi, "Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan
mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal
varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi
nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını",
Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise "Amme borçlusunun haczedilen mal
varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya
hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil
edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin
herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacakları"
şeklinde tanımlanmıştır.
Bu düzenleme çerçevesinde limited şirket ortaklarının sorumluluğuna başvurulmadan önce
alacaklı tahsil daireleri tarafından Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate
alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak Kurum alacağının şirketten tamamen veya kısmen
tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.
Yine, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, ortağın şirketteki sermaye
payını devretmesi hâlinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait olan ve devir tarihi
itibarıyla ödenmemiş bulunan Kurum alacaklarının ödenmesinden 6183 sayılı Kanunun 35 inci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında sermaye hisseleri oranında müteselsilen sorumlu olacaklardır.
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Kurum alacağının tahakkuk
ettiği ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin şirket ortağı olması hâlinde, söz konusu kişilerin
bu Kurum alacağından müteselsilen sorumlu tutularak 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin birinci
fıkrası kapsamında sermaye hisseleri oranında takip edilmesi gerekmektedir.
Bu hükümler çerçevesinde limited şirket ortakları hakkında yapılacak takipte aşağıdaki hususlara
dikkat edilmesi gerekmektedir:
1) Öncelikle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği
anlaşılan Kurum alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gerektiği zamanlarda şirket ortaklarının kimler
olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi
(MERSİS), şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit
edilecektir.
2) Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan Kurum alacağından sorumlu olduğu
tutarlar dönem bazında belirlenecektir.
3) Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan Kurum
alacağının ödenmesinden sermaye hissesi oranında sorumlu tutulması gereken ortağın hissesini devredip
devretmediği araştırılacak, hisse devrinin söz konusu olduğu hallerde, devreden ve devralan ortakların
devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş şirket borçlarından müteselsilen sorumlu tutulacağı
tutar tespit edilecektir.
4) Ortaklar hakkında takip işlemlerine 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek
ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.
6183 sayılı Kanunun "Amme alacaklarının korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat
hükümleri, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer korunma hükümleri, yeterli şartların varlığı hâlinde
Kurum borçlusu sayılan limited şirket ortakları hakkında da uygulanır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten itibaren
yapılan pay devirlerinde 6102 sayılı Kanun, bu tarihten önceki pay devirlerinde ise mülga 6762 sayılı
Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
10.1.1. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre pay devrine ilişkin hükümler
Mülga 6762 sayılı Kanunun 503 ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu
düzenlenmiş, Kanunun 511 inci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında ortakların kimliği ve
koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almış, 515 inci maddesinde şirket mukavelesinde
yapılan her değişikliğin ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 520 nci maddesinde "Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve
pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder.
Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre
muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.
Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl
içinde başkasına devredemez.
Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralarda derpiş edilenlerden
daha ağır şartlara da bağlı tutabilir.
Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik
ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmez." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre payın devri için;
1) Payını devreden ortak ile devralan arasında noterde devir sözleşmesinin yapılması,
2) Devrin şirkete bildirilmesi,
3) Ortaklardan en az dörtte üçünün devre izin vermesi ve izin veren ortakların esas sermayenin
dörtte üçüne sahip olması,
4) Devrin pay defterine kaydedilmesi
gerekmektedir.
Bununla birlikte Kanunun 515 inci maddesi gereğince, yapılan değişikliklerin tescil ve ilan
edilmesi gerekmektedir.
Payın devrine muvafakat edip etmemek ortaklar genel kuruluna ait bir yetkidir. Bu itibarla şirket
müdürleri, devrin şirkete bildirilmesi üzerine en kısa sürede ortaklar genel kurulunu toplantıya çağırarak
toplantı sonucuna göre devri pay defterine kaydetmek zorundadırlar. Genel kurulda alınan karara rağmen
devri pay defterine kaydetmeyen müdür, doğacak zararlardan sorumlu olacaktır.
Buna göre, Kanunun 520 nci maddesinde açıkça pay devrinin şirket hakkında ancak şirkete
bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği belirtildiğinden, ortaklık payının
devri, tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakatı ve
devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade etmektedir.
Pay defterine kayıt tarihi ile ortaklar genel kurul karar tarihinin farklı olması hâlinde, devir
tarihinin tespitinde ortaklar genel kurul karar tarihinin esas alınması gerekmektedir.
10.1.2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre pay devrine ilişkin hükümler
6102 sayılı Kanunun 573 ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, 587
nci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında ortakların kimliği ve koymayı taahhüt ettikleri
sermaye payları yer almış, 589 uncu maddesinde şirket sözleşmesinde yapılan her değişikliğin tescil ve
ilan edileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 595 inci maddesinde "(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran
işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme
ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde
genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme
cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel
kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.
(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin
onayı reddedebilir.
(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.
(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı
sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
(6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde,
devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket
sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.
(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır."
hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre payın devri için;
1) Payını devreden ortak ile devralan arasında noterde devir sözleşmesinin yapılması,
2) Devrin şirkete bildirilmesi,
3) Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, ortaklar genel kurulunun,
toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile onay vermesi
gerekmektedir.
Bununla birlikte Kanunun 589 uncu maddesi gereğince, yapılan değişikliklerin tescil ve ilan
edilmesi gerekmektedir.
Payın devrine muvafakat edip etmemek şirket genel kuruluna ait bir yetkidir. Bu itibarla şirket
müdürleri, devrin şirkete bildirilmesi üzerine en kısa sürede ortaklar genel kurulunu toplantıya çağırmak
zorundadırlar.
Buna göre, Kanunun 595 nci maddesinde açıkça pay devrinin şirket sözleşmesinde aksi
öngörülmediği sürece ortaklar genel kurulunun onayı ile geçerli olacağı belirtildiğinden, ortaklık payının
devri, tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi ve ortakların devir işlemine muvafakatı ile
hüküm ifade etmektedir.
Muvafakat verildiği takdirde, muvafakata ilişkin ortaklar genel kurulu karar tarihi itibarıyla devir
yapılmış, muvafakat veya ret yönünde bir karar alınmadığı takdirde ise şirkete başvurudan itibaren üç ay
sonra devre onay verilmiş sayılacaktır.
Bu bağlamda, pay devrine ilişkin ortaklar genel kurul kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanması hâlinde yayım tarihinin değil, ortaklar genel kurul karar tarihinin esas alınması
gerekmektedir.
10.1.3. Limited şirket ortaklarının aynı zamanda müdür olması
Mülga 6762 sayılı Kanunun 540 ıncı maddesinde "aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep
birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları" hükme
bağlanmıştır.
6102 sayılı Kanunun 623 üncü maddesinde ise en az bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve
temsil yetkisinin bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Dolayısıyla müdür sıfatını haiz ortak veya ortaklar hakkında 6183 sayılı Kanunun 35 inci
maddesine göre değil, 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin yirminci fıkrasında belirtilen "… tüzel
kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici
veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen
sorumludur." hükmüne göre tüzel kişilikle birlikte takip yapılacaktır.
Kaynak: 2024/12 sayılı 6183 Sayılı Kanun Kapsamında Kurum Alacaklarının Takip İşlemleri Genelgesi · tablo ve örnekler PDF'ten metne dönüştürüldü, düzeni bozuk olabilir · metin kontrolü 14.10.2026
Bu başlıktan sorular
Bu maddeye dayanan 11 çözümlü soru var. İlk 3 tanesi kayıt gerekmeden burada.