İçeriğe atla
Birinci Bölüm — Kurum alacaklarının korunması

2024/12 sayılı Genelge Başlık 13.2Mirasçıların tespiti

4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre iki çeşit mirasçı bulunmaktadır. Bunlardan biri yasal

mirasçı, diğeri ise atanmış mirasçıdır.

Yasal mirasçı, doğrudan Kanun tarafından belirlenmekte iken atanmış mirasçı ise mirasbırakanın

ölmeden evvel kendi iradesiyle atanmaktadır. Atanmış mirasçı, gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de

olabilmektedir. Kanunun 516 ncı maddesine göre, mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı

için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir. Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını

almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır. Atanmış mirasçılar terekenin borçlarından şahsen

sorumlu olurlar.

Mirasçı ataması dışında, bazen mirasbırakan belirli mallarını belirli kişilere bırakabilmektedir.

Buna "belirli mal vasiyeti" veya kısaca "mal vasiyeti" denilmektedir. Kanunun 517 nci maddesine göre,

mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada

bulunabilir. Kendisine mal bırakılan kişi mirasçılık sıfatı kazanmaz, sadece vasiyet alacaklısı olur.

Dolayısıyla, belirli mal vasiyeti mirasçılık sıfatı kazandırmadığı için kendisine mal bırakılan kişi tereke

borçlarından sorumlu olmaz.

Aynı Kanunun 520 nci maddesine göre, mirasbırakan, atadığı mirasçının kendisinden önce ölmesi

veya mirası reddetmesi hâlinde onun yerine geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi yedek mirasçı olarak

atayabilir. Bu kural belirli mal bırakmada da uygulanır. Dolayısıyla, atanmış mirasçı veya vasiyet

alacaklısı, mirasbırakandan önce ölmüşse mirasçılık veya vasiyet alacağı hakkı halefiyet yolu ile kendi

mirasçılarına geçmez.

Aynı Kanunun 495 ila 501 inci maddelerinde yasal mirasçıların kimler olduğu sayılmış olup

bunlar; "kan hısımları", "sağ kalan eş", "evlatlık" ve "Devlet"tir.

Kan hısımları: Kan hısımları "altsoy", "ana ve baba" ve "büyük ana ve büyük baba" olmak üzere

üç zümreden oluşmakta olup bir zümrede mirasçı bulunması, sonra gelen zümredekilerin mirasçı

olmalarını engellemektedir.

Birinci zümre mirasçılar, mirasbırakanın altsoyu (füruu) olup bunlar mirasbırakanın çocukları,

torunları, torun çocukları, torun torunları şeklinde devam etmektedir. Kanunun 495 inci maddesine göre,

mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.

Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.

İkinci zümre mirasçılar, mirasbırakanın ana ve babasıdır. Bunların yasal mirasçı olabilmeleri için

birinci zümrede hiçbir mirasçının bulunmaması şarttır. Kanunun 496 ncı maddesine göre, altsoyu

bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar.

Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi

altsoyları yani çocukları, torunları başka bir anlatımla mirasbırakanın kardeşleri, kardeş çocukları alır.

Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

Üçüncü zümre mirasçılar, mirasbırakanın büyük ana ve büyük babasıdır. Bunların yasal mirasçı

olabilmeleri için birinci ve ikinci zümrede hiçbir mirasçının bulunmaması şarttır. Kanunun 497 nci

maddesine göre, altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük

ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana

ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Ana veya baba

tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce

ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve

büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer

taraftaki mirasçılara kalır. Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin mirasbırakandan

önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya;

bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer

tarafa geçer.

Türk Medeni Kanununa göre kan hısımlarının yasal mirasçılığında, ilk üç zümre kabul edilmiş

olup dördüncü zümre yani büyük ana ve büyük babaların ana ve babaları için yasal mirasçılık söz konusu

değildir.

Bunların dışında, Kanunun 498 inci maddesine göre, evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma

veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar. Ana

yönünden ise böyle bir tanıma veya hâkim hükmüne gerek olmadığından, evlilik içi çocuklarla evlilik

dışı çocuklar arasında miras hakkı bakımından bir fark yoktur. Evlilik dışı çocuk, anasından evlilik içi

çocuğun aynı miras hakkını alır.

Kanunun 292 nci maddesine göre, evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle

evlenmesi hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olacağından

soybağı düzeltilmiş çocuk, evlilik içi çocuk gibi tam miras hakkına sahip olacaktır.

Sağ kalan eş: Türk Medeni Kanununa göre sağ kalan eş, yasal mirasçı olup birlikte bulunduğu

zümreye göre miras payı değişmektedir. Kanunun 499 uncu maddesine göre, mirasbırakanın altsoyu ile

birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte biri; mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa

mirasın yarısı; mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa

mirasın dörtte üçü; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalmaktadır.

Evlatlık: Türk Medeni Kanununun 500 üncü maddesine göre, evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene

kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Ancak, evlât

edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.

Devlet: Türk Medeni Kanununun 501 inci maddesine göre, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin

mirası Devlete geçer. Buna göre, mirasbırakanın ilk üç zümrede hiçbir mirasçısının bulunmaması, eşinin

kendisinden önce ölmesi, herhangi bir mirasçı atamaması veya atanmış mirasçılarının tamamının mirası

reddetmesi hâlinde, miras Devlete yani Hazineye geçecektir.

Kaynak: 2024/12 sayılı 6183 Sayılı Kanun Kapsamında Kurum Alacaklarının Takip İşlemleri Genelgesi · tablo ve örnekler PDF'ten metne dönüştürüldü, düzeni bozuk olabilir · metin kontrolü 14.10.2026

Bu başlıktan sorular

Bu maddeye dayanan 4 çözümlü soru var. İlk 3 tanesi kayıt gerekmeden burada.

1
Mirasbırakan, vasiyetnamesiyle bir dairesini mirasçı atamaksızın yakın arkadaşına bırakmıştır. Bu kişinin mirasbırakanın Kuruma olan borçlarından sorumluluğu bakımından hangisi doğrudur?
TMK 517'ye göre mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakılan kişi mirasçı değil, vasiyet alacaklısıdır; bu nedenle tereke borçlarından sorumlu olmaz. Mirasın tamamı veya belli bir oranı bırakılsaydı atanmış mirasçı olur ve borçlardan şahsen sorumlu tutulurdu (B) (2024/12 Genelge, 13.2).
2
Kuruma borçlu iken ölen Bay R'nin altsoyu yoktur. Annesi kendisinden önce ölmüş; babası, annesinden olan bir kız kardeşi ve eşi sağdır. Bay R mirasçı atamamıştır. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre mirasın paylaşımı nasıldır?
Eş, ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda mirasın yarısını alır (TMK 499). Kalan yarı ana ve baba arasında eşit bölünür; önce ölen annenin payını halefiyet yoluyla onun altsoyu olan kız kardeş alır (TMK 496). Dörtte üç pay (C) eşin büyük ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğu hâle aittir (2024/12 Genelge, 13.2).
3
Türk Medeni Kanununa göre kan hısımlarının yasal mirasçılığıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Kan hısımlarının yasal mirasçılığında altsoy, ana-baba ve büyük ana-büyük baba olmak üzere üç zümre vardır; bir zümrede mirasçı bulunması sonraki zümredekilerin mirasçı olmasını engeller. Dördüncü zümre (A) yasal mirasçı değildir; büyük ana ve büyük babalar eşle birlikte de mirasçı olabilir (D) (2024/12 Genelge, 13.2).
Bu konudan daha fazla soru çöz →