2024/12 sayılı Genelge Başlık 13.3Borçlunun ölümü halinde takip işlemleri
Mirasbırakanın ölümü hâlinde mirasçıların miras ile ilgili dört seçeneği bulunmaktadır. Bunlar;
kabul, ret, mirasın tutulan resmî defter gereğince kabulü ve resmî tasfiyedir. Bu dört seçeneğe göre
yapılacak takip işlemleri ile mirasın devlete intikali durumundaki takip işlemleri ve mirasbırakana
uygulanan idari para cezalarının takibi aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.
13.3.1. Mirasın kabulü hâlinde takip işlemleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599 uncu maddesine göre, mirasçılar, mirasbırakanın ölümü
ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak
üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer mal varlığı haklarını, taşınır ve
taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel
olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal
mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle
yükümlüdürler.
Aynı Kanunun 640 ıncı maddesine göre, birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın
geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir
ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan
temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf
ederler.
Aynı Kanunun 641 inci maddesine göre, mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen
sorumludurlar.
Aynı Kanunun 681 inci maddesine göre ise mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı
tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra
da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra
yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.
Türk Medeni Kanununun bu hükümlerine göre mirasçılar, mirası kabul ettikleri takdirde
mirasbırakanın borçlarından dolayı alacaklılara karşı şahsen ve tüm malvarlıklarıyla sorumlu olacaklardır.
Mirasbırakanın birden fazla mirasçısı olması hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından
müteselsilen sorumlu olacaklardır. Mirasçıların müteselsil sorumluluğu, mirasın paylaşımından itibaren
veya daha sonra muaccel olacak borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmekle sona erer.
Mirasın paylaşılması, müteselsil sorumluluğu sona erdirse de borçların ifa edildiği anlamına
gelmeyeceğinden, mirasçıların tereke borçlarından dolayı miras payı oranında müşterek sorumlulukları
devam edecektir.
6183 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, borçlunun ölümü hâlinde, mirası
reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu Kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden evvel
başlamış olan muamelelere devam olunur. Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından
tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün dışındadır. Aynı Kanunun 50 nci maddesinin ikinci ve üçüncü
fıkralarına göre, borçlunun ölümü hâlinde terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün
için takip geri bırakılır. Üç günün bitiminde terekenin borçları için takibata devam olunur. Mirasçılar,
mirası kabul veya reddetmemişlerse bu hususta Türk Medeni Kanunundaki muayyen müddetler
geçinceye kadar takip geri bırakılır.
Bu hükümlere göre, borçlunun ölümü hâlinde, mirası doğrudan veya resmî deftere göre kabul
eden mirasçılar hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden önce takibata
başlanılmış ise ölüm günü ile birlikte üç gün için geri bırakılan takibata kaldığı yerden devam edilir.
Örneğin, borçluya sağ iken ödeme emri tebliğ edilmiş ve bu şahsın malları haczedilmişse bütün bu
işlemler yok sayılmaz, ancak Kurum alacağının terekeden karşılanamaması hâlinde mirası doğrudan veya
resmî deftere göre kabul eden mirasçılar, mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olacağından
bundan sonraki işlemler borçlu sıfatıyla bu mirasçılar hakkında uygulanır. Ancak, mirasçılar mirası kabul
veya reddetmemişlerse üç aylık süre geçinceye kadar takip geri bırakılır.
Öte yandan, 4721 sayılı Kanunun 610 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Ret süresi sona
ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya
mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını
gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez." hükmüne istinaden mirası ret hakkından
mahrum olan bu mirasçıların söz konusu iş ve işlemleri yaptığının anlaşılması hâlinde, bu kişiler
hakkında ret süresi beklenilmeden takip işlemlerine devam edilmesi gerekmektedir.
13.3.2. Mirasın reddi hâlinde takip işlemleri
4721 sayılı Kanunun 605 inci maddesine göre, yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras
reddedilmiş sayılır.
Aynı Kanunun 606 ncı maddesine göre miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu nedenle, mirasçı
tarafından mirasın istenmediğinin sulh hukuk mahkemesinden alınan kararla belgelenmesi ve reddimiras
davasının borçlunun ölümünden itibaren üç aylık süre içinde açılıp açılmadığına dikkat edilmesi
gerekmektedir. Bununla birlikte Kanunun 615 inci maddesine göre, önemli sebeplerin varlığı hâlinde
sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre
tanıyabilir. Bu nedenle süre uzatımı veya yeni bir süre kararının bulunup bulunmadığının araştırılması
gerekmektedir.
Aynı Kanunun 611 inci maddesine göre, yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı,
miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış
mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça,
mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.
Aynı Kanunun 612 nci maddesine göre, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan
miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler,
mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
Aynı Kanunun 613 üncü maddesine göre, altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların
payı sağ kalan eşe geçer.
Aynı Kanunun 614 üncü maddesine göre ise mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra
gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu
takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası
kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve
tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.
Buna göre, mirasın en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilip reddedilmediği veya
sonraki mirasçılar yararına reddedilip reddedilmediği hususlarının mahkeme nezdinde araştırılması
gerekmektedir. En yakın mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddedilmesi veya sonraki mirasçılara
mirasın teklif edilmemesi ya da teklif olmasına rağmen sonraki mirasçılar tarafından bunun kabul
edilmemesi durumunda miras, iflas hükümlerine göre resmî tasfiyeye tabi tutulacağından, mahkemeden
resmî tasfiye olup olmadığı hususunun araştırılması ve mirasın resmî tasfiyeye tabi tutulması hâlinde
Kurum alacaklarının da resmî deftere kaydedilmesinin sağlanması gerekmektedir.
Aynı Kanunun 617 nci maddesine göre, mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına
zarar vermek amacıyla mirası reddederse alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence
verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.
Reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden
mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların
alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.
Buna göre, kendisi Kuruma borcu olan ve mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçının, mirası
reddetmesi hâlinde, Kurum alacaklarını ödememek maksadıyla mirası reddettiği yönünde kanaat
oluşması ve mirasçıdan Kurum alacaklarına karşılık teminat istenilmesine rağmen teminat göstermemesi
hâlinde, reddin iptali için derhâl dava açılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 617 nci
maddesinde her ne kadar ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açılabileceği
belirtilmişse de 6183 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde belirtilen amme alacağının tahsiline imkan
bırakmamak maksadıyla yapılan tasarruflar kapsamında değerlendirilmesi ve aynı Kanunun 26 ncı
maddesinde belirtilen tasarrufların vukuu tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava
açılabileceği hükmü dikkate alınarak bu süre içerisinde reddin iptali için mutlaka mahkemeye
başvurulması gerekmektedir.
4721 sayılı Kanunun 618 inci maddesine göre, ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını
reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve
mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Olağan
eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar,
ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.
Aynı Kanunun 669 uncu maddesine göre, yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına
mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri
vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Dolayısıyla, mirasta iade yükümlülüğü yasal mirasçılar arasında söz konusu olduğundan Kanunun
618 inci maddesindeki hüküm, yasal mirasçılar hakkında uygulanır ancak atanmış mirasçılar hakkında
uygulanmaz.
Buna göre, mirasın reddedilmesi ve alacağın terekeden karşılanamaması hâlinde, mirasbırakanın
ölüm tarihinden önceki beş yıl içinde mirasçıların mirasbırakandan mal, hak vb. bir değer alıp
almadıklarının araştırılması ve bu yönde bir tespit yapılması hâlinde 6183 sayılı Kanunun 26 ncı
maddesinde belirtilen tasarrufların vukuu tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava
açılabileceği hükmü dikkate alınarak bu süre içerisinde tasarrufun iptali için mutlaka mahkemeye
başvurulmalıdır.
Diğer taraftan, mirasçılara Kurum tarafından bağlanan gelir, aylık vb. ödemeler mirasçılara hak
sahibi olmaları nedeniyle yapılan ödemeler olup mirasbırakanın mülkiyetinde olan ve mirasa konu
edilebilecek değerler olmadığından, bu ödemeler terekeye dâhil değildir. Mirası reddeden mirasçıların
mirasbırakanın borçlarından dolayı borçluluk sıfatı bulunmadığından, bunlar hakkında takip
yapılamayacağı gibi bu kişilere Kurum tarafından bağlanan gelir, aylık vb. ödemelerin haczedilmesi de
mümkün değildir.
13.3.3. Resmî defter tutulması hâlinde takip işlemleri
4721 sayılı Kanunun 590 ıncı maddesinde, mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden
başlayarak bir ay içinde istemde bulunduğu takdirde defter tutma işleminin gecikmeksizin
tamamlanacağı,
619 uncu maddesinde, mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçının, terekenin resmî defterinin
tutulmasını bir ay içinde sulh hâkiminden isteyebileceği,
620 nci maddesinde, resmî defterin, sulh mahkemesi tarafından düzenleneceği, bu deftere
terekeye ait aktif ve pasiflerin takdir edilen değerleriyle yazılacağı,
621 inci maddesinde, sulh mahkemesinin, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını belli bir süre
içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilân yoluyla çağıracağı,
625 inci maddesinde, resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra
takibi yapılamayacağı ve bu süre içinde zamanaşımı işlemeyeceği,
628 inci maddesinde, resmî deftere göre kabul edilen mirasın, mirasçıya sadece deftere yazılmış
borçlarla geçeceği, bu suretle mirasın geçmesinin, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade
edeceği, mirasçının, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları hem kendi mal
varlığı ile sorumlu olacağı
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mirasın tutulan resmî deftere göre kabulü hâlinde kanunlardaki istisnai durumlar
haricinde mirasçı yalnızca deftere kaydedilen borçlardan dolayı tereke ile birlikte şahsi mal varlığıyla da
sorumlu olacaktır.
Ancak, 6183 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Mirasın tutulan defter
mucibince kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından mirastan
kendisine düşen miktar ile mesuldür." ve üçüncü fıkrasında yer alan "Defter tutma muamelesinin devamı
müddetince satış yapılamaz." hükümlerine göre Kurum alacağının resmî deftere kaydedilmemesi hâlinde
mirasçı, mirastan kendisine düşen miktar kadar sorumlu olacağından Kurum alacağının takipsiz
kalmaması ve mirası reddetmemiş mirasçıdan takibinin yapılabilmesi açısından sulh hukuk
mahkemesinden defter tutulup tutulmadığının sorulması ve defter tutulmuş ise Kurum alacaklarının da
ilgili deftere kaydedilmesinin sağlanması gerekmektedir.
Resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılmaz. Bu
süre içinde zamanaşımı işlemez.
13.3.4. Resmî tasfiye durumunda takip işlemleri
4721 sayılı Kanunun 632 nci maddesine göre, her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre
kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin
mirası kabul etmesi hâlinde dikkate alınmaz. Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından
sorumlu olmazlar.
Aynı Kanunun 633 üncü maddesine göre, alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı
sebeplerle kuşku duyan mirasbırakanın alacaklıları, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya
kendilerine güvence verilmediği takdirde, mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından
başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini isteyebilirler. Aynı koşulların varlığı hâlinde vasiyet
alacaklıları da haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilirler.
Aynı Kanunun 634 üncü maddesine göre, resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir ya
da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır. Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle
başlanır ve aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen
süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri istenir. Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş
ise resmî tasfiye bu deftere göre yapılır.
Aynı Kanunun 635 inci maddesine göre, resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen işlerinin
tamamlanmasını, borçlarının yerine getirilmesini, alacaklarının tahsilini, vasiyet borçlarının terekenin
olanağı ölçüsünde yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde mirasbırakanın haklarının ve borçlarının
mahkemece tespitini ve mallarının paraya çevrilmesini kapsar.
Aynı Kanunun 636 ncı maddesine göre ise mevcudu, borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin
tasfiyesi, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.
Buna göre, mirasçılar tarafından mirasın resmî tasfiyesi talep edilebileceği gibi Kurum tarafından
da mirasçılardan alacaklarının tahsil edilmesi hususunda şüphe duyulması ve alacağın ödenmesinin veya
teminat gösterilmesinin istenilmesine rağmen alacağın ödenmemesi veya teminat gösterilmemesi hâlinde
söz konusu üç aylık süre içerisinde mirasın resmî tasfiyesi talep edilebilecektir. Bu durumda sulh hukuk
mahkemesine başvurularak terekenin resmî tasfiyesinin talep edilmesi ve Kurum alacaklarının resmî
deftere kaydedilmesinin sağlanması gerekmektedir.
13.3.5. Devletin yasal mirasçı olması durumunda takip işlemleri
4721 sayılı Kanunun 501 inci maddesine göre, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası
Devlete geçer. Buna göre, mirasbırakanın ilk üç zümrede hiçbir mirasçısının bulunmaması, eşinin
kendisinden önce ölmesi, herhangi bir mirasçı atamaması veya atanmış mirasçılarının tamamının mirası
reddetmesi hâlinde, miras Devlete yani Hazineye geçecektir.
Aynı Kanunun 631 inci maddesinde, mirasın Devlete geçmesi hâlinde sulh mahkemesinin, re'sen
terekenin resmî defterini düzenleyeceği, Devletin deftere yazılan borçlardan sadece miras yoluyla
edindiği değerler ölçüsünde sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır.
Devletin mirasçılığı diğer yasal mirasçılardan farklıdır. Diğer yasal mirasçılar mirasbırakanın
borçlarından dolayı şahsen sorumlu iken, Devlet sadece tereke malları ile sorumlu olmaktadır.
Bu nedenle, mirasın Devlete geçmesi hâlinde sulh hukuk mahkemesine başvurularak Kurum
alacaklarının resmî deftere kaydedilmesinin sağlanması gerekmektedir.
13.3.6. Borçlunun ölümü hâlinde idari para cezalarının takip işlemleri
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan
"Ceza sorumluluğu şahsidir." hükmüne istinaden, kişilerin işledikleri idari veya adli suçlardan dolayı adli
ve idari merciler tarafından verilen cezaların yalnızca o kişiye uygulanması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre para cezaları terimi, adli ve idari para cezalarını
ifade etmektedir.
Bu nedenle, idari para cezası uygulanan kişilerin ölümü hâlinde, Anayasanın 38 inci maddesinde
yer verilen cezaların şahsiliği ilkesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi
gerekmektedir.
Kaynak: 2024/12 sayılı 6183 Sayılı Kanun Kapsamında Kurum Alacaklarının Takip İşlemleri Genelgesi · tablo ve örnekler PDF'ten metne dönüştürüldü, düzeni bozuk olabilir · metin kontrolü 14.10.2026
Bu başlıktan sorular
Bu maddeye dayanan 7 çözümlü soru var. İlk 3 tanesi kayıt gerekmeden burada.